Listen in English:

Listen in Turkish:


Downloads:


How did this story make you feel?

Please choose one

This is how other readers felt

Plus 3478 others

Share this story:

Internet safety:

www.thinkuknow.co.uk


Share your work

The Ever So Long Wool String

The Ever So Long Wool String
Find out more
about the contributors

The Ever So Long Wool String

A Turkish Story by Mesude Orgut


Once upon a time, there was an old woman who lived in a mountain village in Turkey. The old woman had three daughters. Their names were Yersen, Yolsen and Yonsen. The family were very poor and would spend every day weaving big red kilims1 out of sheep’s wool so that they might raise money to feed and clothe themselves.

One day, the three sisters decided that they wanted to escape from their sleepy little village where nothing exciting ever happened. They were determined to go out into the wonderful, wide world and start new lives and enjoy any adventures that might come their way.

The sisters found their old mother at the weaving frame and put their arms around her to say goodbye. Their mother hugged them firmly and said: ‘My daughters, if you must go then go, but there is one thing that you must do for me before you leave this village.’

With these words, the mother pulled out three big yarns of wool string and presented one to each of her daughters in turn. ‘I will attach the ends of these yarns onto your feet,’ said their mother, ‘and I will be checking if the wool strings are moving. If they are moving, this means that you are out exploring the world, which is good. But if you ever stop moving, I will pull on the strings until you are returned to your birthplace.’

Each of the sisters agreed to their mother’s request; each one in turn extending her leg so that the mother might tie the wool string to her foot.

Before they set off on their big adventure, each sister took something that might be useful to them in their new life. Yersen took a small kilim with her in case she needed one to brighten up her new home. Yolsen put on her taugh boots in case she had to walk a long way on her journey. And Yonsen took her father’s compass in case she ever felt lost.

Then the three sisters set off to the east on their exciting journey: hand in hand, shoulder to shoulder on a cloudless, sunny day.

Once they were some miles from the village, the sisters came upon a water fountain and approached it so that they might quench their thirst. But just as they were about to drink from the fountain, an old woman appeared from nowhere, giving the sisters quite a fright.

The old woman smiled at the three sisters and asked them, ‘What is it that you are looking for on your travels? What is it that you seek?’

Yersen was the first to answer: ‘I am looking for a cosy home,’ she said without hesitation.

Yolsen was next to answer, saying to the old woman, ‘I am looking for enough strength to walk the longest roads.’

Yonsen hesitated for a moment before she was able to give her reply; then she said to the old woman, ‘I do not really know what I am looking for, I just know that I want to leave here for somewhere new.’

The old woman laughed at this and said to all three sisters, ‘If you want to leave to find these things then you must cut yourselves loose.’ And with these words she took a pair of scissors from her pocket and cut the wool string from the foot of each sister.   

But instead of feeling free of the attachment to home, each of the three sisters took their string in hand and held on as tightly as they could.

It was a very strange feeling indeed, but the sisters did not seem to know quite what to do next.

Back in her little house in the village, it did not take long for the mother to realise that the wool strings were not moving. But instead of pulling her daughters back home as she said she would, the mother decided that she would follow the string to see where her daughters had stopped. She had noticed that the yarns of wool had not gotten very small, so she reasoned that her daughters could not have travelled too far. 

Not letting goEventually, the mother reached the water fountain a few miles outside of the village. When she approached the fountain, she noticed that her three daughters were fast asleep, each clinging hold to the end of their wool string.

The kindly mother reached out and gently took the wool strings from each daughter in turn. She replaced the string with three notes, and on each note was written the same message. The message read, ‘It does not matter what you do, what happens to you is always true’.

What the daughters thought of this message, we shall never know. What they decided to do when they awoke, we shall never know.

Perhaps it is up to you, dear reader, to decide what became of each daughter...

The End

Things for you to think about after reading the story

  1. Describe your own Wonderful Wide World
  2. Think about what each of these things means to you...
    - What is a birthplace?
    - What is a hometown?
    - What makes a home?
  3. What kind of an adventure would you like to go on?
  4. Did the three sisters actually leave the village after reading their notes; did they continue on their journey?
  5. Do you think the three sisters went back home? Why?
  6. What would you have done?
  7. Think about what each girl might have done had she carried on with her own journey: consider the kilim, the boots and the compass.

1 A Kilim is a tapestry woven carpet or rug used decoratively or as a prayer rug.

The Ever So Long Wool String
Find out more
about the contributors

The Ever So Long Wool String

A Turkish Story by Mesude Orgut


Hiç Bitmeyen İplik

Bir zamanlar Türkiye’nin dağlık bir köyünde yaşlı bir kadın yaşarmış. Bu yaşlı kadının üç kızı varmış. Kızlarının adları Yersen, Yolsen ve Yönsen’miş. Bu aile çok fakirmiş ve geçimlerini her gün uzun kırmızı kilimler örerek sağlamaya çalışırlarmış.

Bir gün, bu üç kız kardeş heyecanlı hiçbir şeyin olmadığı bu sessiz sakin köyden kurtulmaya karar vermişler. Muhteşem ve kocaman dünyayı keşfetmeye, yeni hayatlara başlamaya ve maceralar yaşamaya kararlılarmış.

Üç kız kardeş annelerini yün eğirirken bulmuşlar ve ona veda etmek için sarılmışlar. Anneleri onlara sıkıca sarılmış ve demiş ki: ‘Kızlarım, gitmeniz gerekiyorsa gidin, ama gitmeden önce sizden son bir ricam var’.

Bu sözleri söylerken, anne üç tane upuzun iplik makarası çıkarmış ve her birini bir kızına uzatmış. ‘Bu iplikleri ayak bileklerinize bağlayacağım’ demiş anneleri, ‘ve hareket edip etmediklerini gözleyeceğim. Eğer hareket ediyorlarsa, bu demektir ki dünyayı keşfediyorsunuz, ne güzel! Ama eğer hareket etmeyi bırakırlarsa iplikleri çekeceğim, ta ki doğduğunuz yere dönünceye kadar.’

Üç kız kardeş de annelerinin bu isteğini kabul etmiş ve ipliği bağlasın diye birer birer ayak bileklerini annelerine uzatmışlar.

Büyük maceralarına atılmadan önce, her kız kardeş yanına yeni hayatında gerekeceğini düşündüğü bir şey almış. Yersen eğer yeni evine renk katması gerekirse diye yanına küçük bir kilim almış. Yolsen ise eğer uzun yollar aşması gerekirse diye kalın, sert botlar giymiş ayaklarına. Ve Yönsen eğer yolunu kaybederse diye babasının pusulasını almış.

Sonra üç kız kardeş doğuya doğru heyecanlı yolcuklarına başlamışlar: bulutsuz güneşli bir günde, el ele, omuz omuza.

Köyden biraz uzaklaştıklarında üç kız kardeş bir çeşmeyle karşılaşmışlar ve susuzluklarını dindirmek için ona doğru gitmeye başlamışlar. Tam su içeceklerken birdenbire, kızların ödünü patlatarak yaşlı bir kadın çıkıvermiş karşılarına.

Yaşlı kadın üç kız kardeşe gülümsemiş ve sormuş: ‘Gezilerinizde aradığınız nedir? Neye özlem duyuyorsunuz?’

Yersen ilk cevap veren olmuş: ‘Ben sıcak bir yuva arıyorum’ demiş tereddüt etmeden.

Sonra Yolsen cevap vermiş. Yaşlı kadına demiş ki: ‘Ben en uzun yolları yürüyebilecek gücü arıyorum.’

Yönsen cevap vermeden önce bir anlığına tereddüt etmiş, sonra yaşlı kadına demiş ki: ‘Ben neyi aradığımı aslında bilmiyorum, sadece yeni bir yere gitmek için buradan ayrılmak istediğimi biliyorum.’

Yaşlı kadın buna gülmüş ve üç kız kardeşe demiş ki: ‘Eğer bu dilediklerinizi bulmak istiyorsanız kendinizi özgür bırakmalısınız’. Ve bu sözlerle cebinden bir makas çıkarmış ve kız kardeşlerin ayaklarındaki iplikleri kesmiş.

Fakat evden kopmuş olmakla özgür hissedeceklerine, üç kız kardeş iplikleri elleriyle tutabildikleri kadar sıkıca tutmuşlar.

Bu gerçekten de çok garip bir hismiş ama kız kardeşler ne yapacaklarını bilemiyorlarmış.

Köyündeki küçük evinde, yaşlı anne ipliklerin hareket etmediğini çok geçmeden anlamış. Ama önceden dediği gibi kızlarını ipliklerden eve çekeceğine, kendisi iplikleri takip ederek kızlarının nerede durduğunu bulmaya karar vermiş. Makaraların çok küçülmemiş olmasından kızlarının çok uzağa gitmemiş olduklarını anlamış.

Not letting goBir süre sonra anne köyün yakınındaki çeşmeye ulaşmış. Çeşmeye yaklaşınca görmüş ki üç kızı ellerinde ipliklerini sıkı sıkı tutarak uyuyakalmışlar.

Anne yavaşça kızlarının elindeki iplikleri birer birer almış. Yerlerine de her birinde aynı şey yazan birer not bırakmış. Notta şöyle yazıyormuş: ‘Ne yaptığınız önemli değildir, gerçek olan başınıza ne geldiğidir’.

Üç kız kardeşin bu notla ilgili ne düşündüğünü hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Uyandıklarında ne yapmaya karar verdiklerini de asla bilemeyeceğiz.

Belki de sevgili okur, her kız kardeşin başına ne geldiğine karar vermek size kalmıştır.

SON

Hikâyeyi okuduktan sonra düşünülecek şeyler:

  1. Kendi ‘Muhteşem ve Kocaman Dünya’nızı anlatın.
  2. Bu kelimeler sizin için ne ifade ediyor?
    - Doğum yeri
    - Memleket
    - Yuva
  3. Ne tür bir maceraya atılmak isterdiniz?
  4. Üç kız kardeş notları okuduktan sonra köyü terk mi etiler yoksa yolcuklarına devam mı ettiler?
  5. Sizce üç kız kardeş evlerine geri mi döndüler? Neden?
  6. Siz olsaydınız ne yapardınız?
  7. Eğer yolculuklarına devam etselerdi sizce her kız kardeş ne yapardı? Kilim, botlar ve pusulayı da unutmayın.

Other Turkish Stories

Adem's Baba Embarrassed Him

Adem's Baba Embarrassed Him

Language: English/Turkish  Origin: Turkey

Adem has an English mother and a Turkish father.  Growing up in England, Adem wants to adhere to the English culture without losing any of his Turkish roots, however this isn’t always as easy as it seems.

Enjoy this story in: English Turkish

Ali Thumb

Ali Thumb

Language: English/Turkish  Origin: Turkey

Ali Thumb is no bigger than a thumb.  Unsure of how society will treat Ali, his parents keep him locked away at home; but the curious Ali is itching to see what the real world is like and embarks on an adventure with his father.

Enjoy this story in: English Turkish

Bald Boy and the Magic Seal

Bald Boy and the Magic Seal

Language: English/Turkish  Origin: Turkey

In this tale Bald Boy discovers the true value of friendship.

Enjoy this story in: English Turkish

Bald Boy and the Squirrel

Bald Boy and the Squirrel

Language: English/Turkish  Origin: Turkey

One upon a time, in a small village in Turkey, there lived a mother and her loyal son. The son was known by all as Bald Boy because even though he was still quite young he had no hair on his head at all...

Enjoy this story in: English Turkish

View All

Your World

Please send us stories, pictures, poems and responses. We’ll display your work in our World Stories Gallery. Enter our national writing and art competitions. Win certificates and prizes.